25 Mayıs 2007 Cuma

yokla ceplerini..

okuduğum ilk hikaye kitabının kahramanı gibi;noel gecesi,noeli aileleriyle kutlayan yaşıtlarımın evlerinin camlarından bakarak ortak oluyorum mutluluklarına.sonra uzanıyorum karların üzerine,satmam gereken tüm kibritlerimi tek tek yakmaya başlıyorum.yaktığım her kibritte başka başka hayallerimi yaşıyorum..

ilk kibritte;aşık olmak gibi bencil bi hayalim var..
ikinci kibrit;beni çocukluğuma,kartalda ki çay bahçesinde her hafta izlemeye gittiğimiz kukla ercan'a götürsün n'olur.ercan'ın arkadaşı yaramaz çocuk hep korkuturdu ablamla beni,söz bu sefer ercan sahneye çağırdığında korkmadan gidicem yanına.bir de,ailece gittiğimiz o parkta ki,şipşak çektirdiğimiz o an'a dönelim.ablamla en önde elele tutuşmuştuk;arkada annemle babam vardı hani..
üçüncü kibrit;beni bu yaz'a götürsün.kil toplamaya gidelim yine,yine dolduralım çuvallara o arpaları,yine kayısıları kurutmak bana kalsın,mızmızlanırım ama yaparım.üzüm çalsak eskisi gibi,mısır pişirsek,su taşısak,yazı'da piknik yapsak,dedemin elmalarını koparsak;ama dayımla birlikte.dayımsız hepsi zevksiz gelir bana şimdi..
dördüncü kibritimi emine için harcıyorum.onu kullandığı sinir haplarından kurtarabilsem,bir yıl önce üzerinde tepinmiş olan o dört yaratığı hayatından silerek..
beşinci kibrit hastalara;hastanede yer kalmadığı için açık yaralarıyla taburcu edilmek zorunda kalan,pahalı ilaçlarını alamayan,çaresiz hastalıkları ölümlerine neden olan hastalara..
altıncı kibrit dünya pisliklerine;ırkçılıklara,sürgünlere,işkencelere,idamlara,sömürülere,öldürülenlere,vicdansızlıklara olsun..

kibritlerim bitti;ama hikayenin aksine cesedimi bulanlar olmayacak ertesi gün,uzandığım karlar üzerinde..

2 yorum:

nomad dedi ki...

ihtimal, bu yorumu görmeyebilirsin çünkü eskilerde kalmış diğer yazılar arasında fakat sadece "kibritçi kız ne haysiyetsizce bir masaldı" demek istedim. canıma okurdu bir o bir de kurşun asker. ya da komple h.c. andersen diyelim işte...

Adsız dedi ki...

masallar, gerçeğin ıskaladıkları değil mi zaten? sürtündükleri değil mi olmayanlara? eh ne bekliyoruz peki hala? masallara inanmak, masallar yazmak, masallar oynamak, masallar içmek, masallar yemek, masallar sevmek. vakit kaybediyoruz. daha çok gencim derken kırışıyoruz. kalbimizde, ruhumuzda, bedenimizde geçmeyen yılların benekleri beliriyor. torunlarımız, çocuklarımız olmasa da her bayramda elimizi uzatıyoruz boşluğa. her mutlu günde yalnız oluyoruz. ülker'in o duygu sömürdüğü reklamlara benziyoruz. mutlu gün? bayram?

masallar var herkesin bildiği. bir takım güzel yalanların ufacık ufacık doğranıp, üzerimize serpildiği. hayat kibritçi kız değil. sen kibritçi kızsın. o ellerindekiler ise etrafındakiler. hayatlar ise kibritler. yak şimdi bir kibrit. say içinden. kaç saniye oldu?

elin yandığında ölmeye başladın demektir. hiç kibriti tamamen kül olana kadar tutabildin mi? tutamadık muhtemelen. sana zarar verdiğinde kibriti atıyorsun ister istemez. etrafındaki insanlar, etrafındaki hayatlar da böyleler. elin yanar, atarsın. canın sıkılır, kırarsın. acımasızlık, acınasılığımızdır. yalnızlık en kalabalık anımızdır. hayat kibrit çöpleri gibidir bir yerde. doğru zamanda, doğru kullanılırsa işe yarar. bir mum yakar karanlıktan kurtulursun. bir soba yakar soğuktan kurtulursun. bir yakarsın, etrafından kurtulursun. ya da yanlış yakar kendinden kurtulursun.

üçün beşin hesabını yapmadığımız, sevilmeyi siklemeyip, kendi tatminimize baktığımız, hayal kurmadan, hayal yaşadığımız şu günlerde kibritler tükeniyor gibi. daha muhtaç, daha yalnız, daha soğuk, daha karanlık, daha zavallı geleceklerimiz bekliyor.

her kayıp, yeni biri
her yeni, kaybolmaya aday biri.

bir kibrit daha yak şimdi. belki ısınırsın.

güzel giden tüm günlerine selam ederim.

harika bir masal olmuş.