3 Mayıs 2007 Perşembe

eğer siz de uslu çocuk olursanız,şirinleri görebilirsiniz..

Çok özendim şirinler köyünün,bi şirini olmaya.
şirine olmayı hiç istemezdim;şirine hem çok seksi hem de çok aptal gelirdi bana,bi de gereksiz iyiydi.hep düşünürdüm ;bu kadar şirin bir olup,şirine'ye neden tecavüz etmezler diye.ben alışmıştım haberlerde,tecavüz edildikten sonra boğazı kesilmiş hemcinslerimi izlemeye.şirine gibi mini etek giymeye de çok özenirdim;ama sokakta ki hayvanca bakışlara,çekilen her sigara nefesinin üzerime üflenmesine direnemedim çok fazla..
süslü şirinden,güzellik sırları hakkında ipuçları almak isterdim.ondan gözaltı torbalarım ve burnumda ki sivilcelerime çözüm bulmasını isterdim.şirinlerin;süslünün eşcinselliğini bukadar yadırgamamalarına şaşırdım sonra,yine haberlerden okadar alışmıştım ki tarlabaşında ki travestilerin itilip kakılmasına.eşcinsel bi arkadaşım olsun istiyordum hep;süslü şirindi benim eşcinsel arkadaşım.bi günlüğüne köyünden alıp,insanların ayıplayan bakışlarına rağmen onunla gezmek isterdim kolkola.
aşçı şirine,çırağın olabilir miyim?diye sormak isterdim hep.şirinçilekli pastalarından tattırır mı diye.ondan şirin tatlılarının tarifini duymayı çok isterdim.okadar kolay,okadar tatlı gözüküyorlardı ki.
güçlü şirinle tanışmayı çok isterdim;o köyde bulunmayı,onunla aşk yaşamayı hayal ederdim hep.her bölümünü şirine'yle aşk yaşayacaklar diye korkuyla izlerdim.o, her odunu kaldırışında heyecanlanırdım.iğrenç dövmesi bile çekici gelirdi bana.
şakacı şirinle arkadaş olmak isterdim.onunla yeni ve başka başka şakalar keşfedebileceğimize inanırdım.
mezuniyet elbisemi,terzi şirinin dikmesini isterdim.annemin evde fazlalık gördüğü kumaşları bile biriktirdim ben,terzi şirin elbisemi yaparken kullansın diye.
gözlüklü şirini hiç sevmezdim.çok vardı etrafta gözlüklü gibi adamlar.onu izlemeyi en sevdiğim sahne,köyden dışarı kafasının üzerinde fırlatılmasıydı.gereksiz ve çok konuşanları sevmem zaten.hocalar,politikacılar,karşı komşumuz vs..dedim ya;çok var gözlüklü gibiler.
bilgili ya da dahiydi adı.anlayın işte,kulağının arkasında kalem olan ve sürekli bişeyler icat eden şirini taktir ederdim hep.rastladığımda,ondan benim için,salça açacağı yapmasını istemeyi düşünürdüm.
şirin babanın ellerinden öperdim heralde görseydim.her şeyi farkettiği ve her şeye çözüm bulduğu için ona duyduğum saygıdan bahsederdim.bi de onu sırtında taşıyan o kuşa selam söylemesini isterdim benden.
evet o kuşu çok severdim.onun sırtında gezmeyi çok isterdim.ama şirinlerden daha iri ve daha ağır olduğum için söylemezdim beni de gezdirir misin diye;çünkü kıyamazdım ona.
gargamel'den çok korkardım.ormanda tek dolaşmazdım,gargamel'e rastlamamak için.ormanda ki tehlikelerden,gargamel korkusu koruduğu için sanırım ona bi teşekkür borcum var.
azman'a hem acırdım hem de çok kızardım.neden sanki kullandırttırıyordu ki kendisini gargamel'e.
ben mi?ben mi hangi şirin olmak isterdim.ben,somurtkan şirindim ya da o bendi.ben,kendimi en çok ona yakın hissettim.o her şeyden nefret ettiğini söylerdi;ama severdi, biliyorum.onu görebilseydim eğer,sen benim ruheşimsin derdim.herkes bi adım uzaktı;şimdi neyden nefret ettiğini söyleyecek bu deli diye;ama bi okadar yakınlardı;şirinler köyünün ayıp olsa da olmasa da,yerinde yada değil,doğru yada yanlış olmasına aldırmadan fikrini söyleyen bu şirine.
ben şirinleri bu kadar görmek isteyip,bu kadar onlardan hissedip;uslu çocuk olmaya adamışken kendimi.onları bi kere olsun görememek kahrediyor beni.
ya ben uslu bi çocuk değilim;ya da arkadaşlarım,dostlarım,kardeşlerim,mavi renkli kahramanlarım gerçek değiller..

2 yorum:

mustafa dedi ki...

şirinlerin gerçeklerle yüzleşmiş halleri, çok başarılı buluyorum ve 10 üzerinden 9,5 veriyorum...

koca bebek dedi ki...

çok gusel ve basaRILI BİR YAZI OLMUS GERCEKTEN